MİKRO SALDIRGANLIK
Masum bir yargı mı?
MİKRO SALDIRGANLIK NEDİR?
Sözel veya bedensel iletişim arasına sıkışmış, genellikle kasıtlı olmayan, bazen de kasıtlı olarak, iğnelemek amacıyla yapılan küçük, olumsuz mesajlar içeren söylemler, tutumlardır.
KİMLER YAPABİLİR?
Kişiler, kuruluşlar, aile fertleri, yakın arkadaşlar yapabilir. Birkaç saniye içinde bile olabilir, dışarıda karşılaştığınız tanıdık olmayan biri, hatta uzmanlar da yapabilir. Gayet insani bir tutum olarak herkes yapabilir. Mikro saldırganlıklar o kadar üstü örtülü şeylerdir ki, bir anda ağızdan çıkıverir, hemen anlaşılamayabilir. Kasıtlı olmasa da bu tür tutum ve söylemler bazen bir amaca da hizmet edebilir. İş yerinde, kamusal alanda bu tür sözlere ve davranışlara herkes maruz kalabilir.
MİKRO SALDIRGAN TUTUM VE SÖYLEMLER NEYİ YANSITIYOR OLABİLİR?
Masum bir takım yargılardan oluşsa da mikro saldırgan tutumlar, maruz kalan veya hedef olan kişi açısından bakıldığında tanımlanmamış olumsuz bir duyguyu barındırır.
Yapan kişinin yetersizlik hissini, öfkeli veya sıkıntılı oluşunu, özenti veya kıskanma duygusunu, düşünmeden konuşma alışkanlığını, duygularını açıkça dile getirmek yerine dolaylı olarak ifade ettiğini düşündürebilir.
KİMLERE YAPILDIĞI GÖZLEMLENİR?
Genellikle çok fazla ötekileştirilmiş gruplara, ırkçılık, engellilik, farklılıklara duyulan yabancılık nedeniyle herkes tarafından yapabilir. Başkalarının sahip olduğu zeka, üstün yetenek, güzellik, zenginlik, şöhret, mutluluk gibi elde edilmek istenen temalar üzerinden de yapılabilir.
MİKRO SALDIRGAN TUTUM SÖYLEMLER NELER OLABİLİR?
Topluluk içinde belirli bir kişiyi görmezden gelmek, herkese sevecen davranırken diğerine karşı serin durmak, özellikle teşekkür etmemek gibi yaşama dair pek çok örneğe rastlayabiliriz.
Görme engeli olan birine “Siz körler rüya görüyor musunuz?”, Arap ülkelerinden gelenlere “Siz elle mi yemek yiyorsunuz”? sorusunu sormak, “…… memleketten kişiler bunları şöyle yapıyor”, “Yaşına göre çok dinç görünüyorsun”, “Kilon olmasa yüzün çok güzel”, “Erkek gibi araba kullanıyorsun, aferin”, “……. ülkeden göçmüşsün, ama çok güzel Türkçe konuşuyorsun”, “Anası babası Roman olmasa, zehir gibi akıllı bir çocuk”, “Engeline rağmen yüzün gülebiliyor ne güzel” gibi benzer cümleleri herkes duymuş olabilir.
Bunlar, genellikle iyi niyetle, düşünülmeden söylenmiş, sıradan, günlük hayatta çok kullandığımız, bize karşı çok kullanılan cümleler, söylemlerdir. İletilen mesajın gerçek anlamı; “Bu gömlek seni zayıf gösterdi. Aslında sen kilolusun bu gömlek sakladı”. “Senin yaşından beklenen çökmüş olman ama sen hala dinç görünüyorsun”, “Aslında senin cinsiyetinden beklenen şey, kötü araba kullanman, arabayı iyi kullanıyorsun diyerek ben sana bir erkeğin araba kullanma seviyesini layık görüyorum.” Demenin ya da diyememenin dolaylı söylemidir.
YAPANIN AMACI NE OLABİLİR?
Mikro saldırılar sosyal statüyü korumak, grup içinde ilgi çekmek, sözel iletişimi sürdürmek, dedikodu yapmayı sohbet sanmak veya grupta etkin olmayı istemek için yapılabilir. Şirinlik maksatlı olabilir, ya da geçmiş yaşantılardan edinilen inanışların etkisi altında söylenebilir. Bir diyalog başlatmak amacıyla da olabilir, ancak ne tür olursa olsun, yapan kişinin bir önyargısı olduğu varsayılır. Aynı cümleler soru olarak sorulsa belki çok olumlu cevaplar gelebilir. İletişim engeli oluşmayabilir.
Mikro saldırgan cümle kuran birine sözlerini tekrar ettiğinizde bunu söylediğini kabul etmeyebilir, kendini savunmaya geçebilir, sizi olayı büyütmekle suçlayabilir, inkar ederek, durumu hafife alabilir.
Fark edemeyerek veya hazırlıksız yakalanan biri olarak karşı tarafa cevap verememiş olabilirsiniz. Mikro saldırganlığın bir takım olumsuz mesajlar barındırdığını bir şekilde hissedersiniz. Düşünmeden yapılan konuşmalar, çevresel düzenlemeler iyi niyetle olsun ya da olmasın bize bu mesajı verebilir. Örneğin; Bir kafede engelli tuvaleti bulunmaması, “Buraya gelen engellileri dikkate almıyoruz” mesajı taşıyabilir. Her yaş ve cinsiyete uygun giyim eşyası satan bir mağazada hamile giysileri bulunmaması tıpkı engelli birey gibi, hamile birini değersiz hissettirebilir.
Mikro saldırganlığa maruz kalan kişinin olaya tepkisi üç boyutta gerçekleşebilir. Bilişsel, duygusal fiziksel olabilir.
Deprem bölgelerinde çalışırken sıkıntılı anlarda acaba neler söylendi? Elinizde hiçbir bilgi, belge olmadığı halde, karşıdaki bir insanın göçmen olduğunu aksanından, fiziksel özelliklerinden vs. anladığınızda “Siz buraya göçmen olarak geldiniz değil mi? “Biraz yüzü gülen birini gördüğünüz anda “ Etkileri atlatmışsınız sanki bakın yüzünüz gülüyor.”, deprem yaşamış birine “Çok şanslısınız, yaşıyorsunuz, size yardıma geldik” ifadeleri incitici olabilir. “Çok şanslısınız bizler sizin için buradayız”. Cümlesi, O insanların şanslı olmadığı gerçeğini değiştirmeyeceği gibi, orada bulunmak bir insani görevdir. Örneğin: “Herhalde ülkenize dönmeyi düşünüyorsunuz. Bunu duyan kişi ne düşünebilir? “Benim mülteci olduğumu düşünüyor”, ya da mülteci olmayabilir. “Türkçe’ yi iyi konuşamadığım için böyle söyledi”, içsel olarak öfke, incinme, ya da karşı söz söyleme, tepki gelebilir. “Ben burada istenmiyorum”. “Hiç bir zaman bu ülkede değerli hissettiren bir şey yaşayamayacağım”. Belki orada istenmeden bir arbede bile yaşanabilir.
Görme engelli bir bireyin gözlemi: “Uçakta en ön sırada seyahat ediyordum. Hostes beni atlayarak, ikinci sıradan yolcuya “ Ne içersiniz” diye sordu? Bir iki sıra daha ilerleyince sordum, “bana ne içeceğimi sormadınız” dedim,“ dökebilirsiniz diye size sormadım” cevabını verdi. Engelli olduğum için içeceğimi dökebileceğimi düşünmüş.” Nasıl yorumlayabilirim? Değersiz, ötekileştirilmiş hissetme öfkelenme, indiğimde şikayet etme aklıma ilk gelenler olabilir”.
MARUZ KALANLAR SINIRLARINI KORUMAK İÇİN NASIL DAVRANABİLİR?
Öncelikle mikro saldırgan davranışı, sadece cereyan eden olay içinde tanımlamaya çalışmak uygun bir tutum olacaktır. Mikro saldırganlık sosyal ilişkilerde sıkça yaşanan bir olgu. Literatüre girmiş, üzerinde araştırmalar yapılarak kavram olarak tanımlanmış. Geçen zaman ve gelecek zaman ayrı tutularak “Şimdi ve burada” olana odaklanmak çözüm üretmeye yardımcı olabilir. Mikro saldırgan tutum veya söylem sevilen bir insandan da gelebilir. Böyle bir durumda davranışı hoş görmek, uğraşmaya üşenmek tepkisiz kalmak da mümkündür.
Bazen insan olarak edindiğimiz önyargılarımız duruma tarafsız yaklaşmamızı engelleyebilir. Olumsuz davranışın NEDEN, NASIL NE AMAÇLA yapılmış olabileceğini bağımsız bir şekilde düşünmek yararlı olacaktır. Durumun farkında olmak kendinizi kurban gibi hissetmek yerine, ilişkilerde sınırlarınızı yeniden belirlemeniz için fırsat bile olabilir. Olayı çok fazla kişiselleştirmemek zor olsa da, denenebilir.
Mikro saldırgan tavır ve söylemlere maruz kalanlar bazen tepkisiz kalmayı seçebilirler. Konuyu tam anlamamış olabilirler, konu ani gerçekleşen bir olay, birçok cümle içinde seçilmiş bir ayrıntı olabilir, o anda fark edilemeyebilir. “Karşı çıksam nasılsa bir işe yaramayacak” düşüncesi de hakim olabilir.
Mikro saldırgan tavır ve söylem kurumsal bir iletişimde oluşabilir, ast üst ilişkisi nedeniyle kişi, gücünün yetmeyeceğini, yanlış anlaşılacağını düşünüp, vazgeçebilir. Bu durumda maruz kalanın zihninde kendi kendine konuşma, mikro saldırgan duruma tepki veremeyişin yarattığı gerilim ve bu duyguyla başa çıkmaya çalışma görülebilir.
Yanlı davrandığımızı kabul etmek, alçak gönüllü olmak, yanlışımızı fark edip, özür dilemek ve tekrar bu tür ifadeler kullanmamaya odaklanmak, anlaşıldığını hisseden karşı tarafla empati kurabilmek, yüzleştirme yöntemlerini kullanarak doğru bir iletişim modeli geliştirmek yapılabilecekler arasında sayılabilir. Bazı iletişim tekniklerinden yararlanılabilir. Örneğin: Sizce soru soran kişi ve samimiyet derecenize göre uygun olmayan “Nereye gidiyorsun? Sorusuna “Ben eve gidiyorum sen nereye gidiyorsun?” diyerek, soruya soru ile cevap verme tekniği kullanılabilir. Aynı şekilde sizin özelinize giren bir şey sorulduğunda “bunu neden öğrenmek istiyorsunuz?” diyerek, soruya soruyla cevap vermek karşı tarafı fark etmeye yönlendirebilir.
Mikro saldırgan tutum ve söylemler süreklilik gösteriyorsa, çözüm için davranışa sebep olan amacı tespit etmek önemli olacaktır. Davranışın altında yatan sebep anlaşılırsa, davranışı düzeltme imkanı da o noktada saklı olabilir. Belki karşılıklı açıkça konuşmak, ilişkiyi yeniden gözden geçirmek, yeni ortak kurallar koymak iletişim kalitesine fayda sağlayabilir.
KAYNAK: Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği; 6 Şubat 2023 Depremi sonrası sahada ve okullarda gönüllü çalışan Psikolojik Danışmanlarla paylaşım ve geribildirim semineri. Dr. Öğr. Üyesi Elif Emir Öksüz’ün “Mikro Saldırganlık” konulu konuşmasından notlar.









